

12 Mart İstiklal Marşının Kabulü ve M.Akif Ersoy´u Anma Günü
12 Mart İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü
İstiklal Marşı, Anadolu”yu dört bir yandan işgal eden İngiliz, Fransız, Yunan ve Ermeni ordularına karşı asırlardır izzet ve şerefle yaşamış bir milletin meydan okumasıdır. Bu marş zafer kazanıldıktan sonra huzur ve barış ortamında yazılan bir marş değildir. İstiklal Marşı savaşın tam ortasında, tüm cephelerde düşman kuvvetlerine karşı onurlu bir mücadelenin verildiği sırada yazıldı. Anadolu'nun her köşesinde kahraman milletimiz yokluklar içerisinde ve ölümü göze alarak düşmana karşı şanlı bir direniş ortaya koydu. Bu şartlarda yazılan İstiklal Marşı, emperyalist devletlere karşı milletin değerlerine dayanarak ortaya çıkan bir meydan okumadır."İstiklal Marşı, “bu bayrak inmeyecek, bu vatan bölünmeyecek, bu ezanlar susmayacak ve bu millet şehit olup toprağın altına girecek ama size asla boyun eğmeyecek” diyerek ayağa kalkan bir milletin onurlu ve asil duruşunun ifadesidir.
İstiklal Marşı; vatan, millet ve bayrak sevgisini, bağımsızlık ve hürriyet idealini, hakikat ve din duygusunu en yoğun biçimde işleyen özgün şiirlerden biridir. Bu şiirde milli ve manevi değerler çok güçlü biçimde vurgulanır, ümitsizliğe asla yer verilmez.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış ? Şaşarım!
Asırlardır hiçbir gücün boyunduruğu altına girmemiş olan Türk milleti, bağımsızlığına ve hürriyetine kimseyi dokundurmaz. Bu milleti esir almayı düşünenler çılgındır. Hangi çılgın, hayatı cihat, ölümü şehadet olarak kabul etmiş bir millete zincir vurabilir.
Akif, Kurtuluş savaşından on altı sene sonra bir gün İstiklal Savaşı'nı anlatırken duygulanır ve inancın gücünü bir kez daha vurgular:
“Ankara... Ya Rabbi ne heyecanlı günler geçirmiştik
Hele Bursa'nın düştüğü gün... Ya Sakarya günleri... Fakat bir gün bile ümidimizi kaybetmedik, asla ümitsizliğe düşmedik. Zaten başka türlü çalışabilir miydik? Ne topumuz vardı ne tüfeğimiz. Fakat imanımız büyüktü.”
Evet, inancın gücü budur. Maddi gücün önemi ve gerekliliği yadsınamaz ancak maddi gücün her şeyin üstesinden geleceğini beklemek de hatalı bir yaklaşım olur, Maddi güç inançla tahkim edilmediği, desteklenmediği müddetçe eksik ve zayıf kalır.
”Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmıyor, yıkılmaz. İşgalciler, kuvvetliler diye pısacak mıyız, korkacakmıyız? Korkaklar utanç içinde olurlar. Bu yüzden de zillet içi yaşarlar. Milletimiz sadece Allah'tan korktuğunu hatırlamalı. Unutanlara da bu desturu hatırlatmalıyız.” Demişti Akif işgaller başladığında.
Gönüllerde Allah inancı olduğu ve şehitlik en yüce makam olarak görüldüğü müddetçe düşmanın gücünden sayısından ve silahından korkmaya gerek yoktur. Çünkü ".. “inanıyorsanız, en üstün olan sizlersiniz. ” diyor kitabında Rabbimiz. Bu inanç, insanı her türlü maddi teknik karşısında güçlü ve dayanıklı kılar. Batı, her ne kadar kendisini güçlü ve medeni olarak tanıtsa da zira batı artık tek dişi kalmış canavara dönüşmüştür.Bu canavarı yenecek ve ona haddini bildirercek milletin inançlı ve azimli duruşudur. Batı'nın saldırılarına karşı duracak olanlar, bu milletin göğüsleri iman dolu cesur ve kahraman evlatlarıdır.
Anadolu'yu işgal eden İngiliz, Fransız ve Yunan ordularının sahip olduğu teknolojik ve askeri güç (çelik zırhlı duvar) şehadete aşkla inanmış Mehmetçik karşısında aciz kalacaktır.
Garb'ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Vatan, Allah'ın insana verdiği lütuflardan, nimetlerden biridir. Bu nimeti korumak, ona sahip çıkmak, onu hak ve adaletin merkezi yapmak, maddi ve manevi yönden imar etmek vatana karşı sorumluluklarımızdan bazılarıdır. Bu nimeti korumak canı, malı, namusu, dini ve nesli de korumak demektir. Vatan toprakları aynı zamanda ulvi değerler uğrunda canlarını veren şehitlerin yurdudur. Onu değerli kılan şey, toprağın altında kefensiz yatan şehitlerdir. İslam'a göre şehitlerin makamı cennettir. Din için, vatan için canlarını feda eden şehitlerin altında yattığı toprak da bir nevi cennet gibidir. Öyleyse vatan bizim dünyadaki cennetimizdir. Bu cennet vatanda camilerimize düşman postalı basmayacak, semalarımızı inleten ezan sesleri kıyamete kadar susmayacak ve gökyüzünde dalgalanan al bayrağımız yere inmeyecektir. İstiklal Marşı bize bu inancı ve ümidi her zaman korumamızı telkin eder.
BİR AKİF YAŞADI BU DÜNYADA
Bir Akif yaşadı bu dünyada,
Bağrında yanan vatan, millet, din aşkıyla.
İlmek ilmek işledi aşkını Anadolu'da,
Zalime dur dedi millet adına.
Bir Akif yaşadı bu dünyada,
İstikbal uğruna varlığını koydu ortaya.
Hakkın yanında, hakikatin baş ucunda,
İman dolu göğsüyle ışık oldu vatana.
Bir Akif yaşadı bu dünyada,
Kaleminde milli mücadele inancıyla,
Döktü kelimeleri teker teker kağıda,
Kahraman millet karşı koydu düşmana.
Bir Akif yaşadı bu dünyada,
Milleti şahlandırdı İstiklal Marşıyla.
Eğilmeden bükülmeden dimdik ayakta,
İnanmış millete adanmış vatana,
Bir Akif yaşadı bu dünyada.
Gökhan Şimşek
Okul Müdürü